anasayfa

kişisel

özgeçmiş

tarihsel

sertifikalar

onur ve ödüller

fotoğraflar

kilometre taşları

80'ler

90'lar

2000'ler

çalışmalar

internet sayfaları

gazeteler

dergiler

grafikler

3d çalışmalar

uğraşılar

'68 projesi

fotoğraf

gitar

koleksiyon

bisiklet

film

hatıra defteri

unutulmayanlar

iletişim

tarihsel

Babası Gazeteci-Yazar Aydil Erol (1938 İstanbul) ve annesi ev hanımı olan Bahar Erol (1950 Kayseri)’dur. 11 Mart 1985 Pazartesi saat 17:45 sularında 50 santim ve 3.6 kilo olarak İstanbul Kadıköy’de dünyaya gelir. Babasının daha önceden hazırladığı kağıt parçasındaki 10 isimden “Doğuhan”ı seçer annesi. Adı, doğu’ya hükmedişten gelir. Nüfusu Üsküdar'a kaydedilir. Doğumunun 3. gününde babası O’nun için:

 

“Gözümüze fer, yüzümüze kan geliyor,

Dostlar yuvamıza yeni bir can geliyor.

Kırallar kaçılın ve ordular yol açın:

Hanlar hanı bahadır Doğuhan geliyor.”

 

mısralarını kaleme alır. 3.5 aylıkken konuşmaya, 6 aylıkken emeklemeye başlar. 7 aylıkken bir öğlen vakti yüzüne gazete örtüp ilk defa şezlongda uyur. Ailesinin çektiğini fotoğraflardan bir kısmı gazetelerin sağlık ansiklopedilerinde yayınlanır. 10 aylıkken artık yürür ve konuşulanlara cevap vermeye başlar. 2 yaşına kadar kuzeninin ricasıyla saçları hiç kesilmez ve o yaşlarda ilk defa kâfiye yapar. Çocukluğu boyunca gezmesine ve görmesine çok özen gösterilir. Hatta tatile dahi ailesiyle birlikte götürülür. Özellikle İstanbul'daki bütün sarayları ziyaret eder.

 

5 yaşında okumayı ve yazmayı öğrenir. Aynı yıl bir akşamüstü babasının getirdiği satranç takımı hoşuna gider ve öğretmesini ister. Yarım saat sonraki ilk oyunda babasını yener. Gazeteci olan babası, daktilosunu açık bıraktığı zamanlarda da başına geçip adını yazmaya başlar. Bu süreçte henüz 6 yaşındadır.

 

Sürpriz yapmayı seven babası O’na Barış Manço’nun “Darısı Başınıza” kasetini alır. Bu kaseti kasetçalara taktıktan sonra soldan 3. tuşa basarak onlarca defa sıkılmadan dinler. Sıkı bir rock müzik dinleyicisi olmasında bu albümdeki “Karasevda”nın etkisi büyüktür.

 

Mektep hayatına o yıllarda ikâmet ettikleri Çengelköy’de Mehmetçik İlkokulu’na bağlı anaokulunda başlar. İlkokul 1. sınıfa da aynı okulda başlar. Bu arada afacanlığın ve maceraperestliğin getirdiği heyecanla sağ kolunu kırar ve bilekten dirseğe kadar alçıya alınır. Alçıda kaldığı 1 aylık süreçte sol eliyle yazı yazar.

 

Ailesi’nin 1992 yılında Beylikdüzü’ne taşınmasından sonra 2. sınıfa Büyükşehir İlköğretim Okulu’nda devam etmeye başlar. Bu okulda siyah önlüklerini mavileriyle değiştirmek zorunda kalır.

 

1994’te kuzeni eski akustik gitarını yollar. Pazar günleri Fırat Kızıltuğ’dan ders almak için 40 kilometre yol gider. 2. derste bırakır ve kendi kendine öğrenmeye başlar. Aynı senenin yaz tatilinde İzmir'e gider. Ata binmeyi öğrenir. 1995'te Annesinin doğum yeri olan Kayseri'yi ziyaret eder. Ardından Gazeteci-Yazar Kemal Çapraz'ın öğrettiği yöntemlerle fotoğraf çekmeye başlar. Sonraki iki yaz boyunca ayakkabı toptancısı olan dayısının Lâleli’de bulunan işyerinde çalışmaya başlar. Kısa sürede Rusça ve Almanca öğrenir, ayakkabılar konusunda bilgi sahibi olur. Kedileri çok sever ve küçük yaşlardan beri uzun bir süre kedi besler.

 

Tarih 1998’in Şubat ayını gösterdiğinde okulun yarı yıl tatilini izci kampına giderek değerlendirir. İlk kez ailesinden uzakta, Bolu Dağı'nda ve 1950 metre yükseklikte bir haftalık bir kış kampı geçirir. Bu sırada walkman çılgınlığı başlar ve banyoya kadar hemen her yerde müzik dinler.

 

Mekanik ve elektroniğe olan ilgisini her fırsatta küçük deneylerle ortaya koyar. Ardından elektrikli küçük ev aletleri tasarlamaya ve gerçeğe dönüştürmeye başlar. Aynı zamanda birden çok koleksiyona sahiptir. 1999 depremini amcasının Çanakkale'deki yazlığında atlatır. Deprem sonrası arkadaşlarıyla mağdur vatandaşlar için yardım toplar ve bölgeye yollatır.

 

Liseye 1999'da Beylikdüzü 75. Yıl Cumhuriyet Lisesi’nde başlar. İkinci sınıfta matematik bölümünü seçer. Okuldan sonraki 3 aylık tatil döneminde Çemberlitaş’ta bir internet kulübünün işletilmesine yardım eder. 2002 senesinde ise liseden mezun olur.

 

Öğrenim hayatına, okulun insanlığa pek de bir şey katmadığı düşüncesiyle ara verir. Bu konuda; "3 dakikalık her parça okuldan çok şey öğretti bana" der. Aynı yaz bir ambalaj firmasının bilgi işlem sorumlusu olarak işe başlar. Kışa doğru ise ulusal bir gazetenin web tasarımcısı olarak işe alınır. Bu sırada kendini geliştirerek grafik ve tasarımla ilgili ileri seviyede öğrenimler görmeye başlar. Tarih, Kasım 2003'ü gösterdiğinde kişisel internet sayfası www.doguhan.net'i kurar.

 

2004'ü ise bir çok karikatür dergisinin grafiklerini hazırlayarak geçirir. Yazları da konser ve festivalleri kaçırmaz. Boş zamanlarını gezmek, görmek, fotoğraf çekmek ve bisiklet akrobasisi ile doldurur. 2005 yazı tanıştığı arkadaşlarıyla grup olarak müzik çalışmalarına başlar. Solo gitar çalmaya devam ettiği aynı yaz ilk elektro gitarını almak üzere İstanbul'dan Ankara'ya günübirlik bir gezinti yapar. Sonrasında çok kanallı ses kaydına, armonik seslere ve altyapılara yoğunlaşır.

 

Hayatının tekdüze gittiğini düşündüğü 2 aylık bir süreçte dayısından, ayakkabılar üzerine öğrendiği bilgileri kullanarak farklı bir sektörde çalışır. Deri ve ayakkabı sektörünün son halini gördükten sonra kendi mesleğini icra etmenin önemini daha iyi anlar. 2007 yılının Mart ayında Tekirdağ'da yerel bir gazetenin görsel yönetmenliğine getirilir. Görsel ekibiyle birlikte mayıs ayına kadar birçok tasarıma imzasını atar.

 

Aniden, 2.5 yıl gecikmeli olarak yapacağı 15 aylık askerlik görevine başlamaya karar verir. İzin için İstanbul'a, evine geldiğinde bile grup arkadaşlarıyla yazlıkta gitar çalar. Son 10 aylık sürecini ise “Kara Kuvvetleri Barış Gücü Harekatı” kapsamında Afganistan’da geçirir. Askerliğinin ilk gününden son gününe kadar bilgisayara olan yakınlığı nedeniyle mesleğini oldukça sık icra etme fırsatı bulur.

 

2008 yazında bir Ağustos gecesi Türkiye’ye terhis için dönüş yapar. 2 hafta içinde hazırlıklarını tamamladığı bilgisayar şirketini kurar. Piyasada yaşanan dalgalı hareketlerden etkilenerek şirketi ilk 6 ay içinde kapatır. Sonrasında 6 yıl boyunca bir tekstil baskı şirketinin görsel yönetmenliğini ve bilgi işlem departmanını yürütür. 2015 sonunda bir markete ortak olur. 2016 ortasından itibaren ise grafik ve e-ticaret dalında çalışmalarına özel sektörde devam etmeye başlar.

 

İstanbul’un dünya şehirlerinin sultanı olduğunu düşünür. İnsan ömrünün her şeyi öğrenmeye yetmeyecek kadar kısa olduğunu bildiği halde her şeyi öğrenmek için yeni formüller, kısa yollar geliştirmeye çalışır. Otodidakt yaşamı tamamen özgür iradesinin eseridir. Hayal gücünün ve merakın bilgiden çok daha önemli olduğuna inancı tamdır ve pratik zekayı sever. Bunun için çalışmalarını hayal gücü ve merak üzerine oturtarak bilgiye hızlı ve güvenilir yoldan ulaşmayı seçer. Bir gün aseton gibi uçacağını düşündüğü hayatta az da olsa işe yarayacak kalıcı eserler oluşturmayı hedefler.

doguhan.net internet sayfalarında yayımlanan yazı, haber, fotoğraf, video ve grafiklerin Basın-Yayın Kanunu'ndan kaynaklanan

her türlü hakları Doğuhan EROL'a aittir. İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

 

www.doguhan.net

Copyright 2003-2022 | Some Rights Reserved